“gidersen” diye başlayan şarkı “bana da bir dengini yolla” diye devam ediyor.
ne yaparsan yap, ne kadar çabalarsan çabala, bir çıkış yolu bulmuş gibi rahat hissetmeyeceksin kendini. eksikliği üzerinden atamayacak, aramakta olduğun şeyi hiçbir zaman bulamayacaksın. yalnızca bazen vazgeçeceksin ya da vazgeçtiğini zannedeceksin. artık olmayacağını kabulleneceksin. kendine yani özüne döneceksin.
o kız hayal. dahası yalan. belki de hiç gerçek olmadı. olamadı. zaten onun elinde değildi, senin elinde de değildi. ve sen elinde olmayan şeylerden nefret edersin. koşma, konuşma. biraz duraksa. sadece dur.
çalmayan telefonlardan, açılmayan kapılardan, kuruyan ekmeklerden ve soğuyan kahvelerden nefret etme. boşa geçmiş anlamlı günlerden nefret et. okumadan sararmış kitaplardan nefret et. aynadan nefret etme. aynadakinden nefret et.
uykusuz geceler üstünü örtemiyor artık hiçbir şeyin. açıyor, saçıyor, korkutuyor, yıpratıyor. köşelere kaçıyorsun, en köşelere, çömelip başını bacaklarının arasına alıyorsun. uyuyorsun. gözlerin açık, bilincin açık, duyuların ve duyguların açık. uyuyorsun işte bildiğin. ağlıyorsun. soğuk ve karanlık. yalnız. ıssız. sürekli. bitebilir mi? çıldırabilir misin?
onları oradan oraya savuran yollar nerde? kendini bir yolun üzerinde bulsan belki yürürdün, o yollar nerde? kokmuş bir leşin üstündeki sinekler gibisin. amaçsız, iğrenç.
Bazen insan kendi kendine soruyor, “hayatımda olmayan diğer tüm insanlar hayatıma girenlerden daha mı değerli acaba” diye.
Bana iphone şarjlı kılıf alanın 8 saat kölesi olurum. Standart iş saati. Hadi pazarlık payı da var. Mesaiye kalırım.


